Nedir.Org *
Sponsorlu Bağlantılar
admin

Nüfus Nedir

Sponsorlu Bağlantılar
Sponsorlu Bağlantılar

Resim Ekle Dosya Ekle Video Ekle Soru Sor Bilgi Ekle

Nüfus, belirli bir zamanda sınırları tanımlı bir bölgede yaşayan insan sayısıdır. Sözcük çoğunlukla insan sayısını belirleyen bir kavram olarak kullanılır. Nüfus bir ülkede, bir bölgede,bir evde belirli bir anda yaşayanların oluşturduğu toplam sayıdır.
 
Nüfus, sayımlar yoluyla belirlenir. Nüfus sayımları seçmenlerin belirlenmesinin yanı sıra başka pek çok amaç için de yapılmaktadır. İlk nüfus sayımlarının temel amacı askeri gücü belirlemek, vergilendirme için kolaylık sağlamaktı ve yalnızca erkekler dikkate alınıyor, kadınlar ve çocuklar göz ardı ediliyordu. Nüfus sayımlarındaki diğer amaçlar da şunlardır: Erkek-kadın nüfusu belirlemek, kırsal-kentsel nüfusu belirlemek, nüfus yerleşim yerlerine göre dağılımını belirlemek, okuma-yazma oranını belirlemek, eğitim durumunu belirlemek, nüfusu belirlemek, nüfusun yaşlara göre dağılımını belirlemek ve daha birçok amaçtan dolayı yapılır.
 
Düzenli sayımlar yakın tarihlidir. 14. yüzyılda İskandinav ülkelerinin uygulamaları ile başlamıştır. Nüfus sayımları yoluyla bir yerleşim birimindeki insan grubunun demografik özellikleri ortaya konur. Yaş ve vücut yapısı, ekonomik ve sosyal durum gibi. Düzenli sayımlar, nüfusun artış hızı, ölümler, doğumlar ve göçler gibi demografik göstergelerin gidişatını belirlenmesine olanak tanır ancak tüm dünyada, her ülkenin farklı nüfus sayım uygulamaları (yineleme süresi, güvenirlik vb.) nedeniyle tüm dünya nüfusu hakkında sağlıklı verilere ulaşmak güçtür.
 
Dünya 6,6 milyarı geçmiştir ve önemli toplanma alanları Çin'in doğusu ve Japonya; Hindistan, Kuzey Amerika'nın doğusu ve Batı Avrupa'dır. Dünya Nüfusu, Birleşmiş Milletler tarafından nüfus saati ile izlenmektedir.
 

Türkiye ve Dünya Nüfusunu Etkiyen Etkenler

Nüfus bir ülke, bölge veya bir şehirde yaşayan insanların toplamı. Toplum hâlinde yaşayan insanlar, miktarları ile ilgilenip zaman zaman sayımlar yapmışlardır. Eski Çin ve Roma’da yapıldığı bilinen ilk sayımın, askerlik ve vergi toplamak için olduğu belirtilmektedir. Vergi vermemek askere gitmemek isteyen halk, bu sayımları hiç hoş karşılamazdı.
 
Doğum oranı ile ölüm oranı arasındaki fark nüfus artışını gösterir. Bir ülkede doğum oranı fazla, ölüm oranı az ise nüfus artışı meydana gelir. Ölüm oranı doğum oranından fazla olursa, nüfusta azalma meydana gelir. Genellikle az gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı fazla, gelişmiş ülkelerde ise nüfus artış hızı azdır.
 
Nüfus artış hızı ile kalkınma hızı arasında bir ilişki bulunmaktadır.
 
Buna göre;
• Nüfus artış hızı kalkınma hızından yüksek ise, ülkenin gelişimi yavaşlar veya geriler.
• Nüfus artış hızı kalkınma hızından düşük ise, ülkenin gelişimi artar.

Nüfus artışının olumlu sonuçları olduğu gibi, olumsuz sonuçları da olabilmektedir.
 

a. Nüfus artışının olumlu sonuçları

Üretim artar.
• Vergi gelirleri artar.
• Mal ve hizmetlere talep artar.
• Yeni endüstri dalları doğar.
• İşçi ücretleri ucuzlar.
İhracatta rekabet kolaylaşır.

b. Nüfus artışının olumsuz sonuçları

• İşsizlik artar.
Kalkınma hızı düşer.
• Kişi başına düşen milli gelir azalır.
Tasarruflar azalır.
Tüketim artar.
• İç ve dış göçler artar.
• İnsanların temel ihtiyaçlarının karşılanması zorlaşır.
• İhracat azalır.
• Demografik (nüfusa bağlı) yatırımlar artar.
• Çevre kirlenmesi artar.
Belediye hizmetleri zorlaşır.
 
Nüfus ve nüfus hareketlerinin ilmî olarak incelenmesi, güvenilir istatistiklerin yapılmağa başlamasından sonra mümkün olabilmiştir. Bu bakımdan 18. yüzyıl öncesine âit güvenilebilir nüfus rakamları azdır.
 
Osmanlılarda ilk sayım, İkinci Sultan Selim (1566-1574) döneminde, Amerika’da 1790’da, İngiltere’de 1801’de yapılmıştır. Osmanlılarda daha sonraki yıllarda, Sultan İkinci Mahmûd Han döneminde, 1826-1828 yıllarında nüfus sayımı yapılmak istenmiş fakat netice alınamamıştır. 1844 yılında askerî gâye ile 1854’te vergi tesbiti için sayım yapılmışsa da çalışmalar yarıda kalmıştır. 1856’da Anadolu ve Suriye’de, 1874’te Tuna vilayetlerinde sayım yapılmıştır. 1878’de Nüfus Sicili Nizamnâmesiyle nüfus müdürlükleri kurulmuş böylece ölüm, doğum ve yer değiştirmelerin kaydı yapılmağa başlanmıştır.
 
Cumhuriyet döneminde ilk sayım 1927’de, ikincisi 1935’te yapıldı. Bundan sonra her beş yılda bir, Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsünce nüfus sayımları hazırlanır, yönetilir ve değerlendirilir. Askerî, sosyal, ekonomik meselelerin her hususta açığa çıkmasında çok faydalı olan sayımlar, daha önceden îlân edilen belli günlerde, sokağa çıkma yasağı konularak yapılmaktadır. Birinci Dünyâ Harbi veİstiklâl Savaşından sonra 12.500.000 olan nüfus, 1990 sayımına göre 56.473.035’e yükselmiştir. Doğum sayısının ölüme göre fazla olması Romanya, Yugoslavya ve Bulgaristan’dan gelen göçmenler 1939’da Hatay’ın Türkiye’ye katılması, nüfus artışının sebepleridir.
 
Memleketimizde nüfus dağılışı, yüzey şekillerine ve iklim şartlarına bağlıdır. En kalabalık yerler, bol yağış alan ılık kıyı bölgeleriyle verimli ovalardır. Nüfus yoğunluğu olarak, Karadeniz kıyıları çok kalabalıktır. Bu kıyıların doğusunda, kilometrekareye düşen kır nüfusu 100’ü geçer. Kuzey Anadolu’nun diğer yerleşme alanları; akarsu havzaları (Kızılırmak, Yeşilırmak), verimli ovalar (Kastamonu, Bolu, Düzce ovaları) ve Zonguldak kömür havzasıdır.
 
Batı Anadolu’da nüfus yoğunluğu, Türkiye ortalamasının üstündedir. Ovalardaki yoğunluk, dağlık alanlara oranla daha fazladır. Batının en önemli yerleşme alanları Gediz, Menderes, Adapazarı, Bursa ovalarıyla İzmit ve Edremit körfezi kıyılarıdır.
 
Güney Anadolu, Kuzey ve Batı Anadolu’ya oranla daha tenhadır. Burada en kalabalık yerler Adana ve Antalya ovalarıyla, Hatay ve Gaziantep yöresidir. Step alanlarla kaplı İç Anadolu’da; nüfus yoğunluğu düşüktür. Yüzey şekillerinin tesir ettiği nüfus yoğunluğu, geniş alanlarda kilometrekarede 10’un altına düşer. Böyle olmakla birlikte, Sultan ve Erciyes dağlarının eteklerinde önemli bir artış gösterir.
 
Doğu Anadolu’nun Iğdır, Erzincan, Elazığ ve Malatya ovaları nispeten daha kalabalık olmakla birlikte, dağlık alanlarda yoğunluk azalır.
 
Güneydoğu Anadolu’da, özellikle yeterli yağışlar alan Güneydoğu Torosların eteğinde, Mardin-Siirt dağ eşiğinde nüfus yoğunluğu yüksektir; ancak, güneye doğru inildikçe, fazla kuraklık sebebiyle tenhalaşmağa başlar. Şehirleşme hareketi, sınırlı olmakla beraber, özellikle İkinci Dünyâ Savaşından sonra gelişmeye başlamıştır. Şehrin bir ölçüde çekiciliği, teknolojik gelişme, yeterli tarım topraklarının sınırlı olması bu akımın belli başlı sebepleridir.
 
Türkiye nüfûsunun 33.326.351’i (% 59’u) şehirlerde, 23.146.684’ü (% 41’i) köylerde yaşar. Şehirleşme hızı fazla olup, 1927’de % 22,3 olan şehir nüfusu 1955’te% 30’a, 1965’te % 37,9’a 1980’de % 43,9’a 1990’da % 59’a yükselmiştir. 1990 nüfus sayımına göre nüfusu 500 bini geçen illerin sayısı 39’dur. Nüfusu en fazla olan il (7.309.190), İstanbul en az olan ise Bayburt’tur (107.330).
 
Dünyâda, kaç milyar insanın nerelerde yaşadığı merak konusudur. Fakat bugüne kadar bâzı yerlerde nüfus sayımlarının yapılmaması, bâzılarında (demir perde devletleri) kesin neticelerin bilinmemesi, bu işle uğraşan kurumları kat’î neticeye vardıramamaktadır. Amerika Birleşik Devletlerindeki Census-Bureau (nüfus sayımı) kurumunun verdiği bilgiye göre, dünyâdaki nüfus artış oranında, son yıllarda, eskiye göre bir gerileme vardır. Birleşmiş Milletlerin dünyâ çapında aldıkları nüfus sayım neticelerine göre, 1990 dünyâ nüfûsu 5.352.000.000. ABD’nin Washington şehrinde Environmental Fund (Çevre Fonu) Enstitüsünde yapılan hesaplara göre, dünyâda her sâniyede 2,5 kişi doğuyor.
 
Nüfus yoğunluğu: Bir ülkenin nüfûsunun yüz ölçümüne bölünmesiyle elde edilen ortalama rakam. Bu yoğunluk, kilometre kareye düşen kişi sayısı olarak hesaplanır. Türkiye’nin 1990 yılı sayımına göre nüfusu 56.473.035’tir. Buna göre, gerçek alanı (göller dışında) esas alındığında kilometrekareye 73 kişi düşmektedir. Yalnız birçok yerleşme merkezinde yoğunluk, ortalamadan yüksek, yerleşmeye elverişsiz yerlerde(Tuz Gölünün güneyinde olduğu gibi) kilometrekareye beş kişi düşer.
 
Ülkelerin yüzölçümleri umûmiyetle sâbit fakat nüfus toplamları her yıl değişip, belli zamanlarda yapılan sayımlarla tesbit edildiğinden, nüfus yoğunluğu devamlı değişir. Bütün dünyâ devletlerinde, yerleşim yerlerinin durumuna göre nüfus yoğunlukları, farklılık gösterir. Çöller, verimi olmayan arâziler, nüfus yoğunluğu bakımından düşük yerlerdir.
 

Yıllara Göre Toplam Dünya Nüfusu

 1650545.000.000
 1750728.000.000
 1800906.000.000
 19001.608.000.000
 19201.681.000.000
 19302.015.000.000
 19402.249.000.000
 19502.509.000.000
 19603.010.000.000
 19653.295.000.000
 19703.610.000.000
 19753.967.000.000
 19814.437.000.000
 19864.917.000.000
 19905.325.000.000
 2000 (Tahminen)6.214.000.000
 

Türkiye Nüfusu

 Nüfusla ilgili bilgiler, genellikle nüfus sayımı sonuçlarından elde edilir. Bu sayımlarla nüfusun sayısı, meslek grupları, yaş durumu, eğitim, ailedeki nüfus sayısı, kadın - erkek nüfusu, nüfus artış hızı gibi bilgiler elde edilebilir.

Türkiye’de ilk nüfus sayımı 1927 yılında, en son nüfus sayımı ise, 22 Ekim 2000 tarihinde yapılmıştır.
 
•1927 – 2000 yılları arasında nüfus yoğunluğu ve miktarı sürekli artmıştır.
 •1927 yılında 13,6 milyon olan nüfus, 1997 yılında 62,8 milyona yükselmiş, 2000 yılındaki son sayımda 70 milyon civarında olmuştur.
 •Nüfus artış hızı en az 1940 – 1945 yılları arasında, en fazla 1955 – 1960 yılları arasında gerçekleşmiştir.
 
Cumhûriyetin îlânından sonra, Türkiye genelinde yapılan nüfus sayımları ve artış oranları:
 
Yıl Nüfus Artış oranı (binde)
 1927 13.648.270 21,10
 1935 16.258.018 21,10
 1940 17.820.950 18,01
 194518.790.174 10,59
 1950 20.947.188 21,73
 1955 24.064.763 27,75
 1960 27.754.820 28,53
 1965 31.391.421 24,62
 1970 35.605.176 25,19
 1975 40.347.719 25,00
 1980 44.736.957 20,65
 1985 50.664.458 24,88
 1990 56.473.035 21,71



Nüfus Resimleri

  • 1
    Nüfusun Dağılışını Etkileyen Etmenler 3 yıl önce

    Nüfusun Dağılışını Etkileyen Etmenler

Nüfus Sunumları

  • 3
    Önizleme: 3 hafta önce

    Nüfus Nedir 9. Sınıf Beşeri Coğrafya Slayt Sunum PPTX

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa


    2. Sayfa


    3. Sayfa
    Türkiye'nin Beşeri CoğrafyasıNÜFUS Nüfus, belirli bir yerde yaşayan insan sayısını ifade eder. NÜFUS ARTIŞI Doğum oranı ile ölüm oranı arasındaki fark nüfus artışını gösterir. Genellikle az gelişmiş ülkelerde nüfus artış hızı fazla, gelişmiş ülkelerde ise nüfus artış hızı azdır. Nüfus artış hızı kalkınma hızından yüksek ise, ülkenin gelişimi yavaşlar veya geriler. Nüfus artış hızı kalkınma hızından düşük ise, ülkenin gelişimi artar.

    4. Sayfa
    TÜRKİYE'DE NÜFUS SAYIMLARI VE SONUÇLARI Türkiye'de ilk nüfus sayımı 1927 yılında yapılmıştır. 1927 - 2016 yılları arasında nüfus yoğunluğu ve miktarı sürekli artmıştır. 1927 yılında 13,6 milyon olan nüfus, 1997 yılında 62,8 milyona yükselmiş, 2016 yılında ise 80 milyon civarında olmuştur.

    5. Sayfa


    6. Sayfa


    7. Sayfa
    TÜRKİYE'DE NÜFUSUN DAĞILIŞI Türkiye'deki coğrafi bölgeler, bölümler ve yöreler arasında nüfus miktarı ve yoğunluğu yönünden önemli farklar bulunmaktadır. Türkiye'de nüfusun farklı dağılışında etkili olan faktörler şunlardır:

    8. Sayfa


    9. Sayfa


    10. Sayfa


    11. Sayfa


    12. Sayfa


    13. Sayfa


    14. Sayfa


    15. Sayfa


    16. Sayfa
    ÖRNEK SORU

    17. Sayfa


    18. Sayfa


    19. Sayfa
    ÖRNEK

    20. Sayfa
    BAŞKA ÖRNEK

    21. Sayfa
    NÜFUS YOĞUNLUĞU 1. Aritmetik Nüfus Yoğunluğu Bir ülke veya bölgedeki toplam nüfusun, o ülke veya bölgenin yüzölçümüne bölünmesiyle elde edilen sayıya, aritmetik nüfus yoğunluğu denir. Türkiye'nin aritmetik nüfus yoğunluğu, 2016 yılında gerçek alana göre 96,6 dır. Ancak, bu yoğunluk çok kaba olarak nüfusun dağılışını gösterir

    22. Sayfa


    23. Sayfa


    24. Sayfa
    NÜFUS YOĞUNLUĞU 2.Tarımsal Nüfus Yoğunluğu Bir ülkede veya herhangi bir sahada, tarım ve hayvancılıkla geçinen nüfusun, tarımsal alana bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğuna tarımsal nüfus yoğunluğu denir. Genel olarak, tarımsal nüfus yoğunluğu, dağlık alanlarımızda fazla, geniş tarımsal ovalarımızda ise düşüktür.

    25. Sayfa
    NÜFUS YOĞUNLUĞU 3. Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu Toplam nüfusun, ekili - dikili alanlara bölünmesiyle ortaya çıkan yoğunluğa fizyolojik nüfus yoğunluğu denilmektedir.

    26. Sayfa
    ÖRNEK SORU

    27. Sayfa
    TÜRKİYE NÜFUSUNUN ÖZELLİKLERİ (NÜFUS YAPISI)

    28. Sayfa


    29. Sayfa


    30. Sayfa


    31. Sayfa
    Nüfusun cinsiyet durumu 1945 yılındaki sayıma kadar, ülkemizde kadın nüfusunun erkek nüfustan daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu durumda, Kurtuluş Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı tehlikesi etkili olmuştur. Fakat, 1945'ten sonra erkek nüfusu kadın nüfusunu geçmiştir.

    32. Sayfa


    33. Sayfa


    34. Sayfa


    35. Sayfa
    2.AKTİF NÜFUS Aktif nüfus, çalışan nüfus veya faal nüfus olarak da adlandırılır.15 - 64 yaş arasındaki nüfusa çalışma çağındaki nüfus denilmektedir. Çalışabilecek yaştaki nüfus içinde, çalışan nüfus oranı ne kadar çoksa, işsizlik oranı o kadar azdır.

    36. Sayfa
    3. Çalışan nüfusun ekonomik faaliyet kollarına göre dağılımı Ekonomik faaliyetler üç büyük gruba ayrılır. Bunlar Tarım (Tarım, hayvancılık, ormancılık, vs.) Sanayi (Endüstri, madencilik, vs.) Hizmet (İnşaat, ticaret, turizm, vs.) sektörleridir.

    37. Sayfa


    38. Sayfa


    39. Sayfa


    40. Sayfa
    4. Nüfusun Eğitim Durumu 6 yaşını bitiren nüfusa, tüm Dünya'da eğitim verilmeye çalışılır. Eğitim okur - yazarlık, ilköğretim, lise ve üniversite olmak üzere sınıflandırılabilir. 1990 yılına göre, Türkiye'deki faal nüfusun % 55'e yakınını ilkokul mezunları, % 7,4'e yakınını okur - yazar, % 5'e yakınını ortaokul ve lise mezunları, % 4'ünü de üniversite mezunları oluşturmaktadır.

    41. Sayfa
    2010 verilerine göre TÜRKİYE

    42. Sayfa


    43. Sayfa


    44. Sayfa
    6. Nüfusun Kırsal - Kentsel Durumu Türkiye'de nüfusu 10.000'den az olan yerleşmelere kır nüfusu, fazla olan yerleşmelere de kent nüfusu denilmektedir.

    45. Sayfa


    46. Sayfa


    47. Sayfa


    48. Sayfa


    49. Sayfa
    NÜFUS HAREKETLERİ (GÖÇLER) İnsanların, doğdukları yerden başka yerlere geçici ya da sürekli olmak üzere taşınmasına göç denir.

    50. Sayfa
    Ülke içerisinde, nüfusun yer değiştirmesine iç göç denir. İç göçlerle bir ülkenin toplam nüfusunda değişme olmaz. İç göçler, sürekli ve mevsimlik göçler olmak üzere ikiye ayrılır.

    51. Sayfa
    1. Sürekli İç Göçler Ülke içerisinde yer değiştiren insanların, göç ettikleri yerlere yerleşmesiyle gerçekleşir. Türkiye'de, Cumhuriyetin başlangıcından günümüze kadar, özellikle kırsal alanlardan kentlere doğru hızlı bir göç olayı görülmektedir.

    52. Sayfa
    İç göçün nedenleri Kırsal alanlardaki hızlı nüfus artışı Miras yoluyla tarım alanlarının daralması-geçim sıkıntısıTarım alanlarının yetersiz gelmesi -erozyon –toprak verimsizliğiTarımda makineleşme sonucu tarımsal işgücünün azalması Kırsal kesimde iş imkanlarının sınırlı olması Ekonomik istikrarsızlık ve sosyal problemler Eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliği İklim ve yer şekillerinin olumsuz etkileri Kentlerde sanayinin gelişmiş olması-iş olanakları Kentlerde eğitim ve sağlık hizmetlerinin yaygınlığı

    53. Sayfa
    2. Mevsimlik İç Göçler Kırsal kesimdeki bazı ailelerin büyük şehirlere, tarımın yoğun olarak yapıldığı yerlere, yaz turizminin geliştiği yerlere bir müddet çalışmak üzere göç etmeleri ile gerçekleşir. Yaylaya çıkma olayı da mevsimlik göçler içerisinde yer alır. Mevsimlik göçlerle Adana, Mersin, Hatay, Aydın, Muğla, Antalya gibi merkezlerde, yaz ile kış mevsimleri arasındaki nüfus miktarlarında önemli değişmeler olmaktadır.

    54. Sayfa


    55. Sayfa


    56. Sayfa
    1961 - 1986 yılları arasında Türkiye'den yurtdışına yapılan resmi işçi göçü Türkiye'den yurt dışına göç sonucunda; ● Ülkemize giren işçi dövizi artmıştır. ● Ülke turizminin gelişmesi sağlanmıştır. ● Türk ticaretinin yaklaşık % 20 sine kaynak sağlanmıştır. ● Artan nüfusun işsizlik sorununa kısmen çözüm bulunmuştur.

    57. Sayfa


    58. Sayfa
    İnsanların, çok farklı türdeki konutlarda, yaşamlarını toplu ya da dağınık şekilde sürdürmelerine yerleşme denir.

    59. Sayfa
    A. KIRSAL YERLEŞME Türkiye'de, nüfusu 10.000'in altında olan yerleşmelere denmektedir. Kır yerleşmeleri, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin birlikte yapıldığı ya da ön plana çıktığı yerleşmelerdir. Kırsal yerleşmelerin bazılarında yerleşik hayat tarzı (köy gibi), bazılarında konar - göçerlik veya yaylacılık gibi yarı yerleşik tarz görülür.

    60. Sayfa
    Kırsal kesimde yerleşmeler toplu ve dağınık olmak üzere ikiye ayrılır. Toplu Yerleşme: Evlerin birbirine yakın olduğu yerleşme biçimidir. Suyun az olduğu yerlerde ve arazinin düz olduğu ovalık alanlarda insanlar toplu olarak yerleşmişlerdir. Türkiye'de İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde su kaynakları az olduğu için toplu yerleşmeler fazladır.

    61. Sayfa
    Kırsal kesimde yerleşmeler toplu ve dağınık olmak üzere ikiye ayrılır. Dağınık Yerleşme: Suyun (yağışların) bol olduğu yerlerde, arızalı ve eğimli bölgelerde, evlerin birbirinden uzak olduğu bahçeler içerisinde insanlar dağınık olarak yerleşmişlerdir. Türkiye'de Karadeniz Bölgesi, dağınık yerleşmenin en yaygın olarak görüldüğü yerdir. Dağınık yerleşmede su fazlalığı ve yerşekillerinin engebeliliği etkilidir.

    62. Sayfa
    Kırsal yerleşme çeşitleri a. Köy altı yerleşmeleri: Çiftlik, mezra, kom, divan, oba, yayla gibi yerleşmelere denir. Bunlar köylerden küçüktür. Daha çok, hayvancılık amaçlı veya yazları serinlemek amacıyla kurulmuştur. Doğu Anadolu, G. Doğu Anadolu, Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde yaygındır. b. Köyler c. Bucak ve nahiyeler

    63. Sayfa
    Kırsal meskenlerin yapımında kullanılan malzemeler doğal çevre ile yakından ilişkilidir. Çevrede taş malzemeler yaygınsa konutlarda taş kullanılır. Ormanlık yörelerde meskenlerde daha çok ahşap kullanılır. Taş ve ahşap malzemenin bulunmadığı yarı kurak bölgelerde, meskenlerde kerpiç malzeme kullanılır. MEKAN TİPLERİ

    64. Sayfa
    MEKAN TİPLERİ● Taş meskenler: Köylerimizde çok rastlanan mesken tiplerinden biri olup, daha çok Akdeniz, Ege ve Doğu Anadolu bölgelerinde rastlanır. ● Ahşap meskenler: Ahşap köy meskenlerinin en yoğun olduğu yerler ormanlık yörelerimizdir. Daha çok, Karadeniz, Akdeniz, Ege ve Güney Marmara'da yaygındır. ● Kerpiç meskenler: Ülkemizde İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülür.

    65. Sayfa
    Türkiye'de, nüfusu 10.000 den fazla olan yerleşmelere kentsel yerleşme denmektedir. 1935'e kadar nüfusun % 80'i köylerde otururken, kent nüfusu % 20'sini oluşturuyordu. 2000 yılında yapılan sayım sonuçlarına göre, ise nüfusun % 65,01'i kentlerde % 34,99'u kırsal kesimde toplanmıştır. 2008 de kırsal %32 ye düşmüştürGünümüzde ise (2016) kırsal % 26 olmuştur

    66. Sayfa
    Türkiye'de kentleşme hızı sanayileşme hızından daha yüksektir.Bu durum gecekondulaşma gibi bir çok problemi beraberinde getirmiştir. Kentleşme oranının en yüksek olduğu bölge Marmara'dır. Bu durum, bölgenin çok göç aldığını ve sanayileşmede ileri gittiğini gösterir. Marmara'yı, Ege, İç Anadolu, Akdeniz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgeleri takip eder. Kentleşme oranı en az Karadeniz Bölgesi'nde görülür

    67. Sayfa
    {5C22544A-7EE6-4342-B048-85BDC9FD1C3A}DOĞRUYANLIŞ

    68. Sayfa


  • 2
    Önizleme: 3 hafta önce

    TÜRKİYE’DE NÜFUS HAREKETLERİ VE GÖÇ SLAYT SUNUM PPTX

    (Göster / Gizle) Sunum İçeriği: Düz metin (text) olarak..
    1. Sayfa
    TÜRKİYE’DE NÜFUS HAREKETLERİ VE GÖÇstyle.visibilitystyle.visibility

    2. Sayfa
    NEDENLERİDOĞUM FAZLALIĞIÖLÜMÜN AZALMASISAĞLIK VE BESLENME ARTIŞIDIŞ ÜLKEDEN ÜLKEMİZE GÖÇGENÇ NÜFUSUN ARTIŞI

    3. Sayfa
    NÜFUS ARTIŞ HIZITürkiye’de nü-fus artış hızı gi-derek azalmasına karşın nüfus da buna bağlı olarak artmaktadır.

    4. Sayfa


    5. Sayfa
    TÜRKİYE’DE NÜFUS ARTIŞININ NEDENLERİ1.DOĞUM ORANIN FAZLALIĞI: Türkiye’de doğum oranlarının oldukça yük- sek olduğu anlaşılmaktadır. Ülkemizde savaş-ları takip eden ve savaşın etkisinin azaldığı dönemlerde doğurganlık daha yüksektir. Do-ğurganlık olayında çeşitli etkenler rol oynar. İnsanların psikolojik durumu, evliliklerin az veya çok olması,insanların ekonomik durumu,eğitim seviyesi ve doğal afetler gibi.

    6. Sayfa
    Doğurganlığın yüksek olmasının nedenlerin-den biri de aile planlamasının yeterince uygu-lanmamasıdır. Buna bağlı olarak özellikle kır-sal kesimler ile şehirler arasındaki farklar var-dır. Başka bir deyişle kırsal kesimlerde veya eğitim seviyesi düşük olan yörelerde doğur-ganlık oranı fazladır. Eğitim seviyesinin daha yüksek olduğu bölgelerde doğum oranı dü-şüktür.

    7. Sayfa
    Doğurganlık oranı insanların gelenek, göre-nek ve kültürel anlayışlarıyla da ilgilidir. Çün-kü bazı yörelerimizde günümüzde bile fazla çocuk sahibi olmak kişinin adeta güçlü olma-sının bir göstergesi gibi düşünülmektedir. Ya da bazı bölgelerimizde erkek çocuk sahibi ol-mak daha çok istenmektedir. Bu nedenle er-kek çocuk sahibi olabilmek amacıyla çok fazla doğum gerçekleşebilmektedir.

    8. Sayfa


    9. Sayfa
    2.ÖLÜM ORANLARININ AZALMASI:İnsanların beslenme koşullarındaki iyileşme-ler ölüm oranlarının azalmasına neden olmak-tadır. Çünkü zamanla bebeklerin ve çocukların beslenmelerine özen gösterilmiş ve ölümlerin-de azalma olmuştur. Diğer yandan her geçen gün çocuk ölümlerinin azalmasında sayıları artan ana çocuk sağlığı ve sağlık ocaklarının önemli payı olmuştur. Bu merkezlerde düzenli olarak yapılan aşılamalar ile çocuk ölümleri, gelişmiş ülkeler kadar olmasada oldukça azal-mıştır.

    10. Sayfa
    Ölümlerin azalmasıda savaşların, afet ve sal-gın hastalıkların etkilerinin giderek azalması-nın da etkileri olmuştur. Son yıllarda bu yollar-la insan kaybı giderek azaldığı için, nüfus da-ha hızlı artış göstermeye başlamıştır.

    11. Sayfa
    3.SAĞLIK ve BESLENME DURUMLARININI İYİLEŞMESİ:Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de beslenme koşullarının yanında sağlık koşulla-rında da iyileşmeler olmaktadır. Hastane, dis-panser, sağlık ocağı gibi kuruluşlar her geçen gün artarken birim sayıdaki insan başına dü-şen doktor sayısı da hızla artmaktadır. Bu du-rum her geçen gün yaşama koşullarının iyileş-mesine ve ortalama insan ömrünün uzaması-na neden olur.

    12. Sayfa
    Böylece her doğan kişide ortalama yaşama şansının artması veya ortalama ömrün uzama-sı nüfus artışına neden olmaktadır.Ülkemizde, tıp ve sağlık sektöründeki geliş-melere bağlı olarak ölüm oranlarının giderek azalması ve insan ömrünün uzaması, nüfus artışına neden olan faktörlerdendir.

    13. Sayfa
    ÜLKEERKEKKADINORTALAMATÜRKİYE697471SURİYE687069YUNANİSTAN688179BULGARİSTAN687571İTALYA768379ALMANYA748178ABD748077JAPONYA788481ÇİN707371FRANSA758379ANGOLA374039

    14. Sayfa


    15. Sayfa
    4.DIŞ ÜLKELERDEN ÜLKEMİZE YAPILAN GÖÇLER:Türkiye, coğrafi konumu itibariyle oldukça önemli bir yere sahiptir. Diğer taraftan sahip olduğu tarihi geçmişi dolayısıyla birçok bölge ve ülke ile tarihi bağları vardır. Bu nedenlerle çeşitli tarihlerde Balkan ülkeleri başta olmak üzere, Kafkaslar ve diğer ülkelerden ülkemize göçler olmuştur.Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye’ye toplam 2 255 800 kişi göç etmiş ve 1927-2000 arası 43 milyonluk artışın %5’i dış göçle gelen nüfustan oluşmuştur.

    16. Sayfa
    5.GENÇ NÜFUS MİKTARININ FAZLA OLMASI:Türkiye’deki nüfus artışında, nüfusun dina-mik yapısının yani genç nüfusun fazla olması-nın da etkileri olmaktadır. Çünkü nüfus içinde genç nüfusun fazla olması evliliklerin ve dola-yısıyla doğumların fazla olmasını etkilemekte-dir.

    17. Sayfa


    18. Sayfa
    NÜFUS ARTIŞ HIZINI DÜŞÜREN ETKENLERAİLE PLANLAMASIEĞİTİM SEVİYESİNİN YÜKSELMESİİNSANLARIN GİDEREK DAHA BİLİNÇLENMESİŞEHİRLEŞMEAİLE İÇİNDEKİ BİREYLERİN ROLLERİ

    19. Sayfa
    TÜRKİYE’DE HIZLI NÜFUS ARTIŞININ YOL AÇTIĞI SORUNLAR:Kırsal kesimden şehire doğru göç artar.Kişi başına düşen milli gelir azalır ve refah seviyesi düşer.Kişi başına düşen tarım arazisi miktarı azalır.Ekonomik kalkınma yavaşlar.İşsizliğin artmasına neden olur.Bağımlı nüfus oranı artar.Genç nüfus miktarı artar.

    20. Sayfa
    Sağlık, eğitim ve altyapı hizmetleri aksar.Konut sıkıntısı ortaya çıkar, düzensiz şehirleşme görülür.Doğal kaynaklar aşırı ölçüde kullanılır ve çabuk tüketilir.Çevre sorunları ortaya çıkar.

    21. Sayfa
    GÖÇÜN NEDENLERİ1.EKONOMİK NEDENLERLE YAPILAN GÖÇLER:Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de ekonomik faktörler göçlere neden olan en önemli etkenlerdendir. Bulunduğu yerde geçi-mini zor sağlayan kişiler, daha rahat yaşamak düşüncesi ile çeşitli yerlere göç etme duru-mundadırlar. Özellikle ülkemizin kırsal bölge-lerinde nüfusun aşırı artması işsizlik ve geçim sıkıntısı sorunlarına yol açar. Bu durum insan-ların sürekli veya geçici olarak başka bir yere göç etmesine neden olur.

    22. Sayfa
    2.NÜFUS ARTIŞININ NEDEN OLDUĞU GÖÇLER:Nüfus artışı çeşitli nedenlerle dayandığı için ve bu nedenlerin birçok sorunu beraberinde getirmesi göç olayına önemli bir etkendir. Ör-neğin arazilerin miras yoluyla bölünmesi ve artan nüfusun besleyemez duruma gelmesi in-sanların göç etmelerinde en etkili faktörler-dendir.

    23. Sayfa
    3.EĞİTİM VE SAĞLIK HİZMETLERİNE BAĞLI GÖÇLER:Ülkemizin her yöresi aynı düzeyde eğitim ve sağlık imkanlarına sahip değildir. Özellikle kır-sal kesimlerde şehirlerdeki kadar eğitim ve sağlık hizmetleri gelişmemiştir. Bu yüzden in-sanlar daha iyi imkanlar bulabilmek için göç ederler.

    24. Sayfa
    4.DOĞAL AFET ve KAMULAŞTIRMANIN YOL AÇTIĞI GÖÇLER:İklim koşullarında meydana gelen ve insan-ların yaşamını olumsuz yönde etkileyen olay-lar da insanların kısa veya uzun dönemli göç etmesine neden olabilmektedir. Örneğin ülke-mizde yerleşim birimleri yerlerine yapılan ba-rajlardan dolayı insanlar göç etmek durumun-da kalmıştır.

    25. Sayfa
    5.SAVAŞ,SİYASAL VE GÜVENLİK OLAYLARINA BAĞLI GÖÇLER:İnsanların rahat yaşayabilmesi için güvenlik endişesinin olmaması gerekir. Örneğin terör olayları ve kan davaları insanların göç etmele-rinde büyük etkendir.Savaşlar, iç karışıklıklar, ihtilal gibi nedenler diğer göçlere göre daha büyük ölçülü ve ülke-ler arası yer değiştirmelere neden olmaktadır. Bu göçlerin temel nedeni insanların güvenlik endişelerinden dolayıdır.

    26. Sayfa


    27. Sayfa
    TÜRKİYE’DE GÖÇLERİN SINIFLANDIRILMASISÜRE BAKIMINDAN GÖÇLERMESAFE BAKIMINDAN VEYA GİDİLEN YER BAKIMINDAN GÖÇLER a) İÇ GÖÇLER b) DIŞ GÖÇLERZORUNLU VE GÖNÜLLÜ GÖÇLERMÜBADELE GÖÇLER

    28. Sayfa
    MGK’NIN GÖÇ RAPORU:Milli Güvenlik Kurulu, kapkaç, hırsızlık ve son dönemde bayrak eylemleriyle ortaya çı-kan toplumsal şiddeti ele aldığı toplantısında, bir rapor yayımlayarak 'göç' sorununa yeni-den dikkat çekti. Toplantıda, Türkiye'nin asayişinin %98'inden sorumlu olan Jandarma Genel Komutanı Or-general Fevzi Türkeri, göç rakamlarını ortaya koyarak, artan suç olaylarının nedenlerini ir-deledi.

    29. Sayfa
    Kurula sunulan göç raporu çarpıcı rakamları içeriyor. Rapora göre son beş yıl içinde göç e-dilen şehirler şöyle:İstanbul 920 binAnkara 377 binİzmir 306 binBursa 180 binAntalya 171 binİçel 117 binAdana 92 bin

    30. Sayfa
    Rapora göre son beş yıl içerisinde göç eden toplam nüfus ise 4 milyon 800 bin. Kurula su-nulan raporda, göç hareketlerinin büyük oran-da iş bulmak amacıyla yapıldığı da belirtiliyor En çok Marmara göç alıyor . Rapora göre, göç hareketleri genel olarak İs-tanbul, Batı Marmara, Ege, Doğu Marmara ve Akdeniz bölgesinde yoğunlaştı.Buna karşılık Karadeniz ile Kuzey, Orta ve Güneydoğu Anadolu göç verdi. Batı Karadeniz den 450 bin, Güneydoğu Anadolu'dan ise 422 bin kişi göç etti.

    31. Sayfa
    Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Ensti-tüsü’nün yaptığı, 'Türkiye'de Göç ve Yerinden Olmuş Nüfus Araştırması' konulu araştırmaya göre de, Türkiye’de son 20 yıl içerisinde özel-likle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da terör ve terör ile mücadeleden kaynaklanan nedenlerle çok sayıda köy ve mezra boşaldı.

    32. Sayfa
    Raporda bunlara ek olarak, ekonomik ne-denlerle, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) çerçevesindeki geniş ölçekli kalkınma projele-ri, depremler, doğal afet veya iskan politikaları nedenleriyle de yerleşim yerlerinin bu bölgede yerleşim yerlerinin boşalmasının da söz konu-su olduğu belirtiliyor.

    33. Sayfa
    KÖYE DÖNÜŞ PROJESİTürkiye Hükümeti tarafından başlatılan “Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi” (KDRP) hala 14 ili kapsamakta olup KDRP çer-çevesinde gönüllü olarak geri dönmek iste-yenlerin kendi köyleri civarında veya arazisi müsait başka yerlerde iskan edilmeleri,gerekli sosyal ve ekonomik altyapının tesisi, bu yerleşmelerde sürdürülebilir yaşam koşullarının sağlanması, kesintiye uğramış olan kırsal yaşamın yeniden kurulması ve

    34. Sayfa
    canlı tutulması, kırsal alanda daha dengeli bir yerleşme düzeni oluşturmak, kamu yatırımla-rının ve hizmetlerinin daha rasyonel dağılımı-nın gerçekleştirilmesi ve merkezi nitelikteki köylerin gelişmesine destek olunması amaç-lanmaktadır. Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi ülke içinden ve dışından yapılan çeşitli eleştirilere konu olmuştur. KDRP'nin uygulanma sürecini yönlendiren ilkeler, işlemlerinin yapılma biçi-mi, bunlara ilişkin tavırlar ve alanda karşılaşı-lan sorunlar konusunda ise çok sayıda huku-ki, toplumsal, teknik ve güvenlik konusu gün-deme getirilmektedir.

    35. Sayfa
    DİNLEDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZSORULARINIZ?style.visibilitystyle.visibilitystyle.visibilityppt_xppt_y

Nüfus Videoları

  • 4
    3 hafta önce

    Nüfus Nedir?

  • 3
    3 hafta önce

    Dünya Nüfusu Aşırı Arttığında Neler Olacak?

  • 3
    3 hafta önce

    Bağımlı Nüfus Oranı nedir? Ne değildir? Prof. Dr. Osman Hayran'dan örnekleriyle...

Nüfus Soru & Cevap

Bu yazı hakkında ilk soru soran sen ol..

Nüfus Ek Bilgileri

  • 0
    2 yıl önce

    Nüfus Nedir?
    Kişi


Sende Bilgi Ekle

Bu yazının geliştirilmesine yardımcı ol.

Kapak Resmi
Nüfusun Dağılışını Etkileyen Etmenler
Yazı İşlemleri